Süleyman Sönmez – Yazarlığın Karanlık Odası – Kürk Mantolu Madonna – 5. Edebiyat Sempozyumu

DSC_7444

30 yıldır yazıyorum. Çocukken yazmaya başladım. Binlerce makale ve dört e-kitaptan sonra, yazdıklarımı daha profesyonel bir gözle inceleyip yeniden yazmaya başladım. Böylece daha önce hiç yazamadığım 300 sayfa 75.000 kelimelik kompleks kurguya sahip romanım bitti. Yayınevi görüşmeleri sürüyor. Ardından yeni bir romana başladım. Bu süreçte, yazmanın mühendisliğiyle ilgili çok şey öğrendim. “Kürk Mantolu Madonna” romanını, bir yazarın diğer yazarın ne yaptığını anlamak isteyen bakışlarıyla ele aldım. Tıpkı bir mimarın meslektaşının mükemmel tasarımını incelemesi gibi.

Aşağıdaki yolculuk bunu anlatıyor.

Not: Çalışmadaki emek gözetilerek, atıfta bulunarak, bu sayfaya bağlantı vererek ve isimle kullanılmasını rica ediyorum.

Sunum Videosu

 

Sadece Sunu


Terakki Vakfı Okulları – 5. Edebiyat Sempozyumu

22 Aralık 2018

 

Yazdığım bir kısım:
Maria Puder’in gözüyle, Raif Bey’in sanat galerisine girişi

Ben Maria Puder,
Ecnebi bir ülkeden gelmiş gibi tedbirli yürüyen adam, yine girişteki bekçilere göz ucuyla bakarak usul usul içeri girdi. Görevliler ona anlayışla gülümsediler.
Asıl sevgilisini gizleme telaşı içinde, partideki tüm kadınlara gülümseyerek “Nasılsınız?, Nasılsınız?” diyen acemi bir aşık gibi göründü gözüme.
Koridordaki tablolara birer birer kısa bakışlar attı.

Bu tuhaf adamın tablolara gözlerini yeterince adamadan, aslında pek de görmeden baktığını dün de izlemiştim. Ama yine de baktığı kısa anlarda onda sanata bir yakınlık seziyorum.
Bunlar belki de sadece bakanları aldatmak için. Bu hali, utançtan ziyade tutkusunu gizleme arzusundan kaynaklanıyor belki kim bilir?
Sonra ayaklarının tutukluğu açılıyor ve hızlı adımlarla asıl görmek istediği tabloya dönüyor. Ne gariptir ki bu benim tablom oto portrem: “Kürk Mantolu Madonna”

Bunlar nasıl bakışlar? Düşte gibi. O tablodaki yüzün bana ait olduğunun farkında mı? İki gündür beni görmeden geçip gidiyor. Geçen gün yanında durup birlikte izledim.
“Kim bu münasebetsiz?” der gibi, doğru dürüst yüzüme dönmeden rahatsızlık gösterdi. Tanımadı.

Gidip konuşsam eğlenir miyim?
Ne sormalıyım ilk, ne söylesem onu ürkütmem? Kaçacak gibi bakıyor çevresine.
“Bu resmi pek mi merak ettiniz? Her gün onu seyrediyorsunuz” diyorum birden.
Gözlerini, bir soluk alma süresinde yüzüme çevirip kaçırıyor. Beni görmeyi başardığını sanmıyorum.
Gerçekten çok çekingen. Hangi milletten acaba? “Evet. Güzel bir resim.. Anneme benziyor” diyor.
“Ha, demek onun için böyle gelip saatlerce bakıyorsunuz” diyorum. Biraz sohbet edince Türkiye’den geldiğini anlıyorum.
Şunun yalanını ortaya koyayım biraz yüzü kızarsın mı?
Fikir eğlenceli geliyor. “Sahiden böyle bir anneniz olsun olmasını ister miydiniz” diye soruyorum muzipçe.
“Evet. Hem de nasıl isterdim!” diyor safça.
Yalanını anladığımı belli edip “Ya!” deyip dönüp gidiyorum.

Ardımdan baktığını biliyorum. Ama ben asla ardıma bakmam. Sadece ardımdan gelenin kim olduğunu anlamak isterim.

 

 

en iyi guclu durus Maria Puder bolumu plaket sohbet yakin plan

Süleyman Sönmez

www.suleymansonmez.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir