Eğer bir gün bir zaman makinesi yapılsa dünyanın en büyük fotoğraf makinesine bakar bulurduk kendimizi.

onceuponatimeust Once Upon A Time Istanbul

Fotoğrafçı göremediğimiz dünyayı bize sunandır. Bir masalcı gibi bazen düşümsü bir kenti, bazen siyah beyaz portrelerle acı insan manzaralarını, sevinci, gün batımlarından, kelebeklere ve ticari ürün fotoğrafçılığından, X-ray fotoğrafçılığına aslında fotoğrafçı bir kurguyu sunar. Gerçeği kendi zihninin camera obcurasından geçirip fotoğraf makinesinin kara kutusunda hapseder.

Fotoğraf alanında yaptığım çalışmalar deneysel ve yenilikçi olmasına karşın hiçbir zaman büyük usta olma iddiasında bulunmadım. İşin başında olan sanatın acemisi olarak gördüm kendimi. (Bu tevazu için söylenmiş bir cümle değil, samimi görüşümdür.)

Yine yazdığım teknik makaleler 50 bin civarında okuyucuya ulaştı.

Fotoğraf makalelerim ve çektiğim fotoğraflar:
Fotoğraflarımı görmek için sitedeki fotoğraf kategorisine bakmanız yeterli. :)

Yukarıdaki fotoğraf Eminönü iskelesinde çekilen 18 poz fotoğrafın yanyana getirilerek birleştilmesi ile oluşturuldu. Vapur yanaşmıştı ancak sallanmaya devam ediyordu. Deniz üstünde sallanan bir zeminde yanımda 3ayak olmadan çılgın bir hızla 18 pozu çektim. Bilgisayarda birleştirdim.
Artık güçlü bir panoramik fotoğraf olmuştu. Elbette burada göründüğü kadar küçük değil gerçek boyutlarında benim boyumdan bile uzun :)

Sonra eski zamanların havasını vermek için kahverengi tonlamaya geçtim. Ancak aziz bayrağımız ve bazı kırmızı şeritleri olduğu gibi bırakıp İstanbul’un dokusunu geçmiş havasına gönderdim.

İngilizce’de çok sevdiğim bir deyiş olan “Bizdeki bir varmış bir yokmuş” anlamına yakın olan Once Upon a Time İstanbul (Bir zamanlar İstanbul) ismi ile uluslararası sanat sitesi olan deviantart sitesine yolladım.

Çalışmanın büyük haline buradan bakabilirsiniz.
http://ssonmez.deviantart.com/art/Once-Upon-A-Time-Istanbul-43817627